|
1-Sorunuzda bahsettiğiniz ‘Yönetim Hesabı’ ndan ‘Kesin Kesabı’ kastediyor olmalısınız. Eğer öyleyse, belediye meclisinin kesin hesabı onaylamaması söz konusu olamaz. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin 40’ıncı maddesinde, “Kesin hesabın görüşülmesi ve kesinleşmesinde, bütçeye ilişkin hükümler uygulanır”, 40/3’üncü maddesinde ise, “Kesin hesap meclisçe görüşülerek kabul edilir. Ancak kabul edilmeyen hususlar gerekçeleri belirtilmek suretiyle karara bağlanır. Konusu suç teşkil eden hususlar var ise meclis başkanlığınca yetkili mercilere iletilir. Belirtilen durumların dışında meclisçe kesin hesabın reddedilmesi halinde, durum üst yönetici tarafında 5393 sayılı Belediye Kanununun 30. maddesine göre değerlendirilmek üzere Bakanlığa bildirilir” hükümleri bulunmaktadır. Dolayısıyla belediye meclisinin kesin hesabı görüşerek, kabul edilmeyen hususlar ile konusu suç teşkil eden hususları kararında belirtmek suretiyle kabul etmesi, meclis başkanlığının da bu hususlarla ilgili gereğini yapması gerekirdi. Diğer taraftan, belediye meclisinin denetim yolları 5393 sayılı Kanunun 25 ve 26 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Bunlar arasında da “iç denetim” sayılmamıştır; dolayısıyla, belediye meclisi iç denetçilere görev veremez. İç denetçiler idari yönden doğrudan üst yöneticiye (belediyelerde belediye başkanına) bağlıdırlar. 5018 sayılı Kanunun 64’üncü ve İç Denetçilerin Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik’ in 14 üncü maddesinde, “iç denetçilerin görevlendirmelerinin üst yönetici tarafından yapılacağı” hükme bağlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 39 ve 40’ıncı maddelerine göre, iç denetim faaliyetleri için üç yıllık plan ve yıllık program yapılarak üst yönetici tarafından onaylanması gerekir. Aynı yönetmeliğin 44’üncü maddesinin 5 ve 6’ncı fıkraları gereğince; iç denetçiler tarafından hazırlanan raporlar üst yönetici tarafından değerlendirildikten sonra, gereği için ilgili birimler ve strateji geliştirme birimine verilmeli; denetim raporunda belirtilen önlemlerin alınıp alınmadığı üst yönetici tarafından izlenmelidir. Raporda kamu zararı tespiti bulunması halinde, strateji geliştirme (mali hizmetler) birimi Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre gerekli süreci başlatmalıdır. Dolayısıyla iç denetim raporu idare için bağlayıcıdır; sonuçları takip edilmeli, gerekleri yerine getirilmelidir. Ayrıca, belediye başkanı ve mali hizmetler biriminin alacakların takibi ve tahsili görevleri de bulunmaktadır. Üst yöneticinin onayı ile programa alınarak (veya program dışı görevlendirme yapılarak) denetim yapıldığını varsaydığımızda; üst yöneticinin iç denetim raporundaki bulgu veya bulgular konusunda görüş ayrılığı söz konusu olabilir. Bu durumda konu, 5018 sayılı Kanunun 67’nci ve Kamu İç Denetim Birim Yönergesinin 23’üncü maddesi gereğince, çözüme yardımcı olması amacıyla İç Denetim Koordinasyon Kuruluna iletilir. Diğer taraftan, iç denetçiler tarafından tespit edilmiş olan kamu zararına ilişkin bulgulara üst yöneticinin mevzuat veya tespit usulleri yönünden bir itirazı olmamakla birlikte, söz konusu kamu zararını değerlendirme yetkisi bulunmaktadır. Bu konuda “Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” in 7’nci maddesi üst yöneticiye bu yetkiyi vermektedir. Bu değerlendirme yetkisinden hareketle, üst yöneticinin tespit edilen kamu zararlarını (Sayıştay ve diğer yargı mercilerince hükme bağlananlar hariç) kaldırma yetkisi olduğu söylenebilecektir. Ancak, üst yönetici bu yetkisini mevzuat kapsamında ve kurum menfaatlerini göz önüne alarak kullanmalıdır; aksi halde, vaki bir inceleme, soruşturma veya teftişte üst yöneticinin bu değerlendirme kararı da incelenebilecektir. Dolayısıyla bu değerlendirmede, kamu zararının onaylanması veya kaldırılması hususunda sorumluluk tamamen üst yöneticiye ait olacaktır. Üst yöneticinin kamu zararı tespitine katıldığını ve tahsiline karar verdiğini varsaydığımızda; Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre takibi yapılacak; ilgililer ödemeye yanaşmadığı taktirde dava açılması gerekecektir. 2-Öncelikle şunu belirtmek lazımdır ki, yalnızca personel alınması ya da çalıştırılması amacıyla hizmet alımı ihalesi yapılmaz. Alınacak hizmetin gereği olarak çalıştırılacak personel belediye hizmetlerinde çalışmakla beraber yüklenicinin personelidir. Planlı, programlı, süreli bir yol yapım/onarım işinde çalıştırılan işçiler gibi; temizlik, güvenlik, yemek hizmetlerinde çalıştırılan personel gibi. Diğer taraftan belediyeler de KDV mükellefidirler; hangi tür teslim ve hizmet işlerinin istisna edildiği hususları ise 3065 sayılı Kanunun 11 ve müteakip maddelerinde açıklanmıştır. KDV tevkifat oranlarına ilişkin olarak ise, 91, 92, 93 ve müteakip seri no’lu KDV Genel Tebliğlerinde; yemek servisi, bahçe ve çevre bakım, danışmanlık ve denetim ile uluslararası gözetim şirketleri tarafından ifa edilen gözetim hizmetlerinde 1/2, temizlik hizmetlerinde 2/3, yapım işleri ile bu işlere ilişkin mühendislik mimarlık ve etüt-proje hizmetlerinde 1/6, yapı denetim hizmetlerinde 1/2, makine, teçhizat, demirbaş ve taşıtlara ait tadil, bakım ve onarım hizmetlerinde 1/3, özel güvenlik hizmetlerinde 4/5 olarak belirtilmiştir. Hizmet alımlarına ilişkin hakediş ödemelerinde, KDV Kanunu ve ilgili Genel Tebliğleri dikkate alarak, KDV oranları ve tevkifat oranlarını bizzat kendiniz (ilgili, yetkili ve sorumlu görevliler olarak) hesaplayarak uygulamalısınız.
11.07.2010 tarihinde incelenmiş,
11.07.2010 tarihinde cevaplanmış ve
11.07.2010 tarihinde onaylanarak yayınlanmıştır. |
11.07.2010
Tahir TEKİN
İçişleri Bakanlığı İç Denetçisi

|